Başkanın Mesajı

Bilmenin sorumluluğu, üretmenin tutkusu ve paylaşmanın heyecanı ile...

Üretim teknolojilerindeki köklü geçmişleriyle küresel ekonomiye hükmeder hale gelmiş ülkelerin   sektörel kabiliyet ve kapasitelerine hangi evrelerden geçerek ulaştıklarına bakıldığında Türkiye’de makine imalat sanayiinin henüz yolunun başında, oldukça genç bir yaşta olduğu söylenebilir. Dünyada marka kabul edilen imalatçılardan en az dört-beş nesil sonra kurulabilen işletmelerimizin omuzladığı bu tarihsel faz farkı, doğaldır ki sektörel örgütlenmemize de göreli bir gecikme olarak yansımıştır. Bizim tepe örgütlenmemizin temellerini ancak atabildiğimiz 2000’li yılların başında AB’nin makine alt-sektör örgütleri 50’li yaşlarına çoktan varmışlar; ABD’nin 100 yaşını kutlayan federasyonlarına imrenmekte idiler.

Makine İhracatçıları Birliğimizin kuruluş çalışmalarını tamamladığımız 2001 yılında dünya makine ihracatı 1 trilyon dolara yaklaşırken, bizim payımız binde 1,5 mertebesinde idi. Aradan geçen 25 yılda Türkiye 3,8 trilyon dolarlık küresel makine üretiminin yüzde 1,7’sini, 3 trilyon dolarlık makine ihracatının ise yüzde 1’ini yapan bir merkez haline geldi. Gelişmiş ülkelerle aramızda duran zamansal ve zeminsel mesafeye meydan okuyan sektörümüz, son çeyrek asırda benzerine az rastlanır bir sıçramaya imza attı. O yıllarda 65 bin kişi kadar olan istihdamımızın bu süreçte 500 bini aşarak genel imalat sanayimizin temel direklerinden birini oluşturması, başardıklarımızın sayısal bir başka ifadesi olmasının ötesinde, toplumsal bir dönüşümün de göstergesi olmuş, ülkemizde “yerlilik nedir” sorusuna en nitelikli ve en dürüst yanıtı veren sektörümüzü gerçek bir babayiğit haline getirmiştir.

Küreselleşme dalgasının yeni güç merkezleri inşa ettiği yıllarda serpilip gelişen cazibeli bir aktör olarak Türk makine sanayii, bugün kendi üretim hacmini büyütmekle kalmamakta, aynı zamanda sanayinin tedrici olarak içinden geçtiği teknolojik makas değişiminin tam merkezinde, tüm imalat kolları için bir teknoloji sağlayıcısı ve entegratör olarak konumlanmaktadır.

Pusulaların fıldır fıldır döndüğü, küresel ekonomide korumacı tedbirlerin ve tarife savaşlarının gırla gittiği bu zorlu konjonktürde makine imalatı, hamasetle değil bilgiyle hareket edilmesi zorunlu olan bir faaliyet alanıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bizzat ilan edilen ve makine ile elektrikli teçhizat sektörlerimizin birleşik gücünü ortaya koyan 43,7 milyar dolarlık ihracat rakamı da hak edilmiş bir başarının en üst düzeyde tescilidir. Dünya mal ihracatının yüzde 48'i yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürünlerden gelirken, ülkemizde bu pay yüzde 44 civarındadır ve bunun yarısına yakını ürünleri daima sınırları aşacak olan bu müşterek teknoloji ekosisteminden gelmektedir. Rekabetin tanımını ve kurallarını birlikte değiştiren bu bitişik sektörler, standartlar, sertifikalar ve yeşil dönüşüm mevzuatı  üzerinden serbestliği neredeyse kalmayan yeni piyasa düzeninin de ana belirleyicisi haline gelmiştir. Başta bizler, müşterilerinin küresel rekabetçiliğini yükseltmekle mükellef olan bütün sektörler, hızla dönüşen dinamiklere şaşırmayacak ölçüde bilgiyi vaktinde üretmek zorundadır.

İşte bu noktada, bugünün trendlerini henüz kuruluş döneminde öngörerek savunma ve havacılık kümesiyle birlikte yola çıkan MAKFED’in sektörel vizyon ve bilince katkısı her türlü takdirin ötesindedir. Bugün 23 ihtisas derneğimizle 35 Avrupa federasyonunda bayrak göstermek, bazılarına başkanlık ve icra konseyi seviyesinde yön vermek, Avrupa mühendislik endüstrilerinin tepe örgütü ORGALIM bünyesinde Türkiye adına söz söylemek, pek çok ülke sektörünün hayal dahi edemeyeceği benzersiz bir gücü ve sorumluluğu ifade ediyor. Yurt içinden önce, yurt dışında nam salan bu kurumsal olgunluk, tek başına hareket etmekte değil, ortak bir yön duygusu geliştirebilmekte, birlikte düşünebilmekte ve ortak söz söylemekte saklı olan kurumsal irademizin en somut karşılığıdır.

Yıllarca üstüne basa basa orta grup ülkelerin sayısı giderek artarken onlardan kurtulmanın tek yolunun krizler ve krizleri fırsata çevirme yeteneği olduğunu savunan çok sevgili Dalgakıran Başkanımızın ortaya koyduğu rehberlik, sektörümüz ve emekleme dönemindeki Federasyonumuz için bir büyük şans olmuştur. Kendisinden devraldığım Yönetim Kurulu Başkanlığı görevi ise, bir makamın çok ötesinde, onun ve yönetimlerinin dirayetle koruduğu ilkelerimizi ve ahenkli birlikteliğimizi ileriye taşıma sorumluluğudur.

Her biri kendi alanında kurumsallaşmasını tamamlamış derneklerimizin benzersiz çeşitliliği, yetkinliği ve ortak akılla biriktirdiği kolektif hafıza, bugün en büyük gücümüzdür. Kendi gündeminden feragat ederek süreci omuzlayan, sektörel örgütlenme tarihimize ışık olan tüm emektarlarımıza şükranlarımı sunuyor; bilmenin, üretmenin ve paylaşmanın hazzıyla makine imalat sanayimizin bayrak taşıyıcı rolünü kararlılıkla sürdüreceğimizi beyan ediyorum.

Kutlu Karavelioğlu
MAKFED Yönetim Kurulu Başkanı